Maskelerin Düştüğü Yer: Kendine Dönüşün Sessiz Devrimi”
- psimuge
- 17 Kas 2025
- 2 dakikada okunur
İnsanın hayatta kalabilmesi için özde anlaşılmak ve kabul edilme ihtiyacı vardır. Günümüzde hayat çok hızlı akarken ne kadar kendimiz olabiliyoruz ya da kendimiz de kalabiliyoruz. Her gün evden çıkarken bir koşuşturma ile bugün hangi rollerde olacağım diye kapıdan adım atmak bazen insan için zorlayıcı oluyor . Dolaptan kıyafet seçerken , aslında o güne ait maskelerimizi de seçiyoruz ve gün içerisinde girdiğimiz rollere uygun maskemizi takıyoruz. Bazen o role girmek içinizden gelmese bile , dış kabulü sağlamak için o maskeyi takmanız gerekiyor oysa ki insan için bu çok zor.
Her insan özünde yalnızdır aslında , kendisi vardır ona yakın olan bir tek ancak çevreye sığınmak ya da onların yansımasının altında olmak insanı kendisine yaklaşmasından uzaklaştırır bu da bir seçimdir ve tercihtir.
Çevreme bakıyorum ,herkes bir telaş içinde ancak kimse kendisinde değil , kendinde olmak cesaret ister , kendine ayna tutabilmek sorumluluk ister bu nedenle özden uzaklaşarak yaşamak belki de en kolayı ve bu nedenle de kendini , isteklerini , sorumluluklarını hatta çoğu zaman değerlerini unutarak yaşayan insanlarla bir aradayız.
Kendinle olmak için yalnız kalmak gerekir ama insanların o yalnızlığa tahammülü yok , kendi sesini duymaya ve kendini anlamaya , kabul etmeye tahammülü olmadığı bir dönemde yaşıyoruz. Ama bunu kendine yapan insan , kendini bilen , sorumluluk alan , duygularını tanıyan bireyler de yetiştirmek istiyor. Çocuklarına bunu vermek ya da kendi yapamadıklarını onu yaptığını görerek kendini mutlu etmeye çalışıyor.
Mutluluk nedir diye sormak istiyorum burada ? Mutluluk da insanın kendi içerisinde değil mi o halde ? Mutluluk güzel yenen bir yemek mi ? Mutluluk alınan değerli bir telefon mu , yaptığınız ihtiyacınız olmadığı halde alışverişler , gidilen bir yer mi ,ortalarda görünmek mi , dışarıdan iyi gözükmek mi , ne bu mutluluk ya da onun için harcanan çaba ne , para ile satın almaya çalışılan bir kaynak haline geldi mutluluk ... Peki gerçekten ne , ya da alınan satılan bir şey mi ?
Çevreme şöyle bir bakıyorum , kendinden kaçan çok insan var , kendisi ile yüzleşirse gördüğü manzara ona hiç iyi gelmeyecek , bu nedenle kaçmak daha kolay geliyor , ya da kaçmıyor belki hiç kendisi olamadığı için "ben ne isterim ya da ben kimim " diye sormak zor geliyor . Ama kim olduğunuzu neyi sevip neyi sevmediğinizi , kendi sesinizi duymaya başladığınız işte o zaman dış dünyada olan diğer insanların sizin üzerinizde bir etkisi kalmıyor , bu bir bencillik değil , kendin olabilme cesareti ancak bu da bize bencillik olarak öğretildiği için "insanların kendin olabilme cesaretine" erişmesi kabul görmüyor , çok az sayıda insan buna erişmeye ya da bu farkındalıkla yaşamaya başlıyor. Evet anlaşılmak ve kabul görmek çok önemli , bu iki kavram açısından bakınca en çok insanın kendini anlamaya zaman harcaması ve kendini bir bütün olarak kabul etmesi onu daha farklı bir sürece götürüyor.
Siz ne kadar kendinizi kabul ediyor ve kendi karanlık yönlerinizi ne kadar anlıyorsunuz ? Bunun bir bencillik olmadığını bilerek ne kadar kendinize erişebiliyorsunuz ?
Ne kadar ben bunu istiyorum ve bu şekilde yaşayacağım diyebiliyorsunuz ?
Yalnız olmak size ne kadar iyi geliyor evet kendisinizi gözden geçirme zamanı geldi bu açıdan kendinize yaklaşmanın ve şefkat göstermenin ilk adımını atmak için ne duruyorsunuz.






Yorumlar